Yazar Uyarici Yazilar için Arşiv

22
Jun

And Kedisi (Leopardus jacobitus yada Oreailurus jacobita)

And Kedisi (Leopardus jacobitus ya da Oreailurus jacobita), kedigiller familyasından Güney Amerika’ya özgü bir tür. And kedisi, Güney Amerika’nın görece zor geçiş imkanı veren And bölgelerinde yaşar. Bu yüzden hakkındaki bilimsel veriler halen daha tam belli değildir. Örneğin türün ilk film kayıtları, henüz 2000′den sonraki yıllarda Christian Baumeister tarafından oluşturulmuştur.

Özellikleri

And kedisi, aynı bölgede yaşayan pampa kedisine oldukça benzer. Tam olarak farklılıkları henüz kesinleşmemiştir. Müzelerde inceleme objesi olarak çok az sayıda örnek mevcut olduğundan, bilimsel çalışmalar halen yürütülmektedir.

Gövde boyu yaklaşık 70-75 cm, kuyruk uzunluğu 45 cm’dir. Ağırlığı 4-7 kg gelir. Kürkü uzun kıllı (soğuktan korumalı), ana renk tonu boz-kahve olup siyah lekeler bulunur. Kuyruğunda halka şeritler vardır. Okumaya devam edin ‘And Kedisi (Leopardus jacobitus yada Oreailurus jacobita)’

18
Jun

Radyoaktivite

Radyoaktiflik: Bazı elementler dışarıdan müdahale olmadığı halde gözle görünemeyen bir ışınım yaparlar, bu tür elementlere “radyoaktif element” ışınım yayma olayına ise “radyoaktiflik” (doğal radyoaktiflik) denir. Nötron ve proton sayıları birbirine eşit olmayan elementlere karasız elementler denir, kararsız elementler kararlı hale geçebilmek için ışınım yaparlar ve bu yüzden radyoaktiftirler, ayrıca atom numarası 83′den büyük olan tüm elementler radyoaktiftir.
Karalı bir atom çekirdeği üzerine alfa, proton ve nötron gibi ışınlar gönderilirse atom kararsız hale gelir. Bu olaya “yapay radyoaktiflik” denir.

Radyoaktif Işımalar:
Dört çeşit radyoaktif ışıma vardır,
1. Alfa Işıması: Alfa ışıması bir atomun 2 proton ve 2 nötron fırlatması olayıdır. Alfa taneciği +2 yüklü dir. Alfa ışıması yapan bir atomun atom numarası 2, kütle numarası 4 azalır. Okumaya devam edin ‘Radyoaktivite’

15
Jun

Antartika kıtası

Güney Kutbu çevresinde, 13.5 -14 milyon km2, yüzölçümünde buzlarla kaplı bir kara parçası. Ortalama yüksekliği 2.200 metredir. Antarktika’yı geniş okyanuslar çevreler ve onu öteki kara parçalarından ayırır. Bu bölgeye en fazla sokulan kıt’a Güney Amerika’dır. İki kıta arasında bazı takımadalar bulunur.

Antarktika, Ross ve Weddell denizleri ile iki bölüme ayrılır. Atlas Okyanusu tarafında bulunan Weddell Denizinin ayırdığı bölüme Batı Antarktika, Büyük Okyanus tarafından bulunan Ross Denizinin ayırdığı bölüme de Doğu Antarktika denir. Bunlar arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığı henüz bilinmemektedir. Okumaya devam edin ‘Antartika kıtası’

12
Jun

Satürn’ün uydusu Titan’da su olasılığı

Satürn’ün uydusu Titan’ı kaplayan kalın buz tabakasının altında gizli kalmış, derin bir okyanus olabilir.

Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, Cassini - Huygens uzay aracının gönderdiği radar kayıtları, bu tahminleri güçlendiriyor.

Cassini-Huygens uzay aracı, Amerikan, Avrupa ve İtalyan uzay Ajansları’nın ortak projesi olarak 1997 yılında uzaya yollandı.

2004 yılında Satürn ve çevresinde incelemelerine başlayan Cassini’den gelen veriler sonucu, o zamanlar, uydunun yüzeyinin bir hidrokarbon okyanusuyla kaplı olduğu düşünülmüştü.

Bir yıl sonra, Cassini’den Huygens gözlem aracının Titan’ın yüzeyini incelemeye gönderilmesiyle bambaşka bir tablo ortaya çıktı. Okumaya devam edin ‘Satürn’ün uydusu Titan’da su olasılığı’

10
Jun

Akraba evliliği ve sakıncaları

Akraba evliliği, olgusu, tıp bilimlerindeki çalışmaların ilerlemesiyle birlikte, toplumun gündeminde daha çok ilgilenilen bir konudur. Akraba evliliği, aslında, kökleri tarihte olan olgu olduğu için kültürel hayattaki görünümleri dilde, edebiyatta, halk biliminde oldukça yaygındır. Beşerî bilimlerin konuları, yapıları nedeniyle, diğer bilimlerin ve teknolojilerin konularıyla ortak alanlar oluşturabilmekte, yeni disiplinler ortaya çıkmaktadır. Akraba evliliği bağlamında da durum böyle bir görünüm sergilemekte, tıp sosyolojisi, tıp antropolojisi gibi alanlar şekillenmektedir. Tıp bilimleri, akraba evliliğinin sakıncalarına deyinse de, Türkiye’de ve diğer bazı kültürlerde akraba evliliğinin uzunca bir süre daha geçerli olacağını hesaba katmak gerekir.

Akraba evliliği doğrudan “akraba”, “aile” olguları ile ilgilidir, bu konulardaki tanımlar, yaklaşım biçimleri dil dünyası zenginliği ile bilimsel akıl yürütmelere ve açıklamalara olanak vermektir. Bu yazıda akraba evliliği ile ilgili belli başlı kavramlara, tıp sosyolojisi için çağrıştırdıklarına deyinilecek ve okuyucu için küçük bir kaynakça verilecektir. Okumaya devam edin ‘Akraba evliliği ve sakıncaları’

10
Jun

Mars yaşam için çok tuzlu

Mars’ta yıllardır araştırmalarını sürdüren ikiz robotlardan Opportunity, Kızıl Gezegenin yaşam koşulları için “çok tuzlu” bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu.

Mars’a 90 günlüğüne gönderilen ancak 1400 günü aşkın bir süredir görev başında bulunan ikiz robotlardan Opportunity’nin topladığı son kanıtlar, Kızıl Gezegen’in erken dönemlerinde sudaki yüksek mineral karışımının, en dayanıklı mikropların dahi oluşumu için uygun bir ortam sağlamadığını gösteriyor.

Mars robot programı üyesi ve Harvard Üniversitesi biyoloji kürsüsünden Dr Andrew Knoll, bir dönem suyla haşır neşir olmuş kayalarda saklı ip uçlarının, çevre koşullarının hem asitli, hem de çok tuzlu olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Dr Knoll, Boston’daki bir bilimsel toplantıda yaptığı açıklamada, bulguların Mars’taki yaşam olasılığı düğümünü iyice sıkılaştırdığını söyleyerek, Kızıl Gezegen’de son 4 milyar yıl önceki koşulların yaşam için pek de uygun olmadığını kaydetti. Okumaya devam edin ‘Mars yaşam için çok tuzlu’

08
Jun

Uzay havası, hayatımızı etkiliyor

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, uzay havasının Türkiye üzerine etkilerinin araştırılması için Türkiye’nin de öteki gelişmiş ülkeler gibi Uzay Havası İzleme Merkezi kurması gerektiğini söyledi.

Manyetik alan fırtınalarının etkileri, maden ve petrol arama çalışmalarındaki önemli aksaklıklardan, göç eden kuşların yön duyularının bozulmasına, iletişim bağlantılarının devre dışı kalmasından, uyduların kaybolmasına, tren sinyalizasyonlarının hatalı bilgi vermesinden, uçaklarda avionik sistem arızalarına kadar bir çok alanda kendisini gösteriyor

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, uzay havası etkilerinin yüzde 90’ının, ilk 500-600 kilometrelik yere yakın uzay ortamında görüldüğünü belirtti. Tulunay “Bunlar, ortamın fiziksel özelliklerinin değişimi sonucunda oluşan, örneğin sürtünmeyi, radyo dalgaları yayılımını ve ikincil elektromanyetik (em) etkileri içerir” dedi. Okumaya devam edin ‘Uzay havası, hayatımızı etkiliyor’




Kategoriler

Akıl ve Kuran Sempozyumu

BURADA

web tracker