'Çevre' kategorisi için arşiv

08
Jun
08

Uzay havası, hayatımızı etkiliyor

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, uzay havasının Türkiye üzerine etkilerinin araştırılması için Türkiye’nin de öteki gelişmiş ülkeler gibi Uzay Havası İzleme Merkezi kurması gerektiğini söyledi.

Manyetik alan fırtınalarının etkileri, maden ve petrol arama çalışmalarındaki önemli aksaklıklardan, göç eden kuşların yön duyularının bozulmasına, iletişim bağlantılarının devre dışı kalmasından, uyduların kaybolmasına, tren sinyalizasyonlarının hatalı bilgi vermesinden, uçaklarda avionik sistem arızalarına kadar bir çok alanda kendisini gösteriyor

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, uzay havası etkilerinin yüzde 90’ının, ilk 500-600 kilometrelik yere yakın uzay ortamında görüldüğünü belirtti. Tulunay “Bunlar, ortamın fiziksel özelliklerinin değişimi sonucunda oluşan, örneğin sürtünmeyi, radyo dalgaları yayılımını ve ikincil elektromanyetik (em) etkileri içerir” dedi. Okumaya devam edin ‘Uzay havası, hayatımızı etkiliyor’

27
May
08

Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor

Avustralyalı ve ABD’li bilim adamları ilk kez soyu tükenmiş bir tür olan Tazmanya kaplanının (thylacine) DNA’sını, yaşayan bir organizma olan fare embriyosunda kullandı.

Melbourne Üniversitesi ve Texas Üniversitesinden bilim adamları, Tazmanya kaplanının DNA’sının canlı bir organizmada harekete geçmesi için yapılan çalışmada, bir müzede etanol içinde saklanan 100 yaşındaki Tazmanya kaplanından alınan Col2A1 geninin bir kıkırdağın içinde üretilen fare embriyosuna enjekte edildiğini belirtti.

Uluslararası bilim dergisi PLoS ONE’da yayımlanan araştırmaya katılan Melbourne Üniversitesinden Andrew Pask, Col2A1 geninin büyüyen kıkırdakta ve faredeki kemik gelişiminde benzer bir işlev gördüğünü belirterek, genin kıkırdak dokusunda ürediği, bunun, DNA parçasının Tazmanya kaplanının iskeletinin oluşmasında gerçekten önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Okumaya devam edin ‘Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor’

20
May
08

1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..


 

Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.

 

Kampanyaya destek verecekler için;

SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)

Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

13
May
08

Sudaki zehri toplayan kumaş üretildi

(Haber Alemi) Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü ile Japon Atom Enerjisi Ajansı’nın birlikte yürüttüğü araştırma projesinde üretilen kumaş, sudaki arsenik, uranyum, nitrat gibi zehirli metalleri topluyor. Araştırmada, radyasyonla ışınlanan kumaşlar, hedeflenen metali suya kimyasal madde bırakmadan kıskaç gibi yakalıyor. Toplanan metaller daha sonra laboratuvarda ayrıştırılıp kullanılabiliyor. Araştırmacılar, hem suyu temizleyen hem de değerli metalleri geri kazandıran çevreci kumaşın patenti için Japon Patent Enstitüsü’ne başvurdu.


Metali ‘kıskaç’ gibi çekip alıyor
Okumaya devam edin ‘Sudaki zehri toplayan kumaş üretildi’

11
May
08

Lima’nın havasını makineyle temizleyecekler

Peru’nun başkenti Lima’nın kirli havasını temizlemek için makine yaptılar. Makine günde 200 bin metreküp havayı temizliyor. Bu da 200 bin kişinin soluduğu hava demek…

Halkın “süper ağaç”, mucitlerininse “dev akciğer” adını verdiği 5 metre boyundaki cihaz, havadaki zararlı gaz ve parçacıkları süzerek ortama oksijen veriyor. Yeni makine, havası çok kirli şehirlerde soluyacak temiz hava bulmak için çözüm olabilir.

Lima’nın göbeğindeki Üretim Bakanlığının tam karşısına konulan “prototip” makine, PAU-20 adını taşıyor. Mucit grubundan mühendis Jorge Gutierrez, Lima gibi büyük yerleşim merkezlerinin havasını temizleyebilmek için bunun gibi belki yüzlerce makine gerekeceğine işaret ediyor. Okumaya devam edin ‘Lima’nın havasını makineyle temizleyecekler’

11
May
08

Google okyanusa dalıyor

(İnternetHaber) Google Earth ve Google Sky’dan sonra Google şimdi de okyanusların 3D haritalamalarına el atıyor…

Google, Aralık ayında oşinografi (okyanus coğrafyası) uzmanlarından oluşan bir danışman grubu ve dünyanın dört bir yanındaki kurumlardan araştımacıları Kaliforniya’daki merkezinde topladı. Burada 3D bir okyanus coğrafyası haritası oluşturmanın planlarına başladılar.

Şu anda Google Ocean (isim değişebilir elbette) diye bahsedilen aracın Google’ın diğer 3D uygulamalarına benzemesi bekleniyor. Kullanıcılar, okyanus altındaki topografyayı görebilecek, belirli noktaları arayabilecekler. Ayrıca yakınlaştırma yaparak dijital ortamda gezebilecekler…

10
May
08

Slothlar (tembel hayvanlar)

Tembel hayvanlar, (sloth) Orta ve Güney Amerika’nın yağmur ormanlarında yaşayan canlılardır. Tüm memeliler arasında en yavaş hareket eden hayvanlar olarak bilinirler.

Bir anne tembel hayvanın yavrusuna doğru acele ederek ilerlerken bile, 1 saatte sadece 4 metre kadar hareket ettiği hesaplanmıştır. Tembel hayvanların uzun parmaklı elleri ve ayakları vardır ve parmakları bir tür elastiki maddeyle kaplıdır.

Keskin pençeleri sayesinde dalların üzerinde tersine doğru asılı bir şekilde uyumayı bile başarmaktadırlar.Haftada bir kez ağaçtan böbreklerini temizlemek için indirkleri an en savunmasız anlarıdır.Çok yavaş oldukarından çok kolay bir av olabilirler.Tembellikerinden dolayı nesilleri tükenme noktasına gelmiştir.

(Buzlu.org)

10
May
08

Denizanaları artıyor, eko sistem bozuluyor

Deniz suyundaki ısı artışı ve kirlilik, denizanası sayısını artırdı. Bu durumun da deniz eko sistemini olumsuz etkiliyor.

Deniz Temiz Derneği/TURMEPA Genel Müdürü Levent Ballar, Türk denizlerinde özellikle son yıllarda yabancı tür canlılarda artış gözlemlendiğini belirterek, deşarj suları, gemilere tutunma, bilimsel araştırma faaliyetleri, yetiştiricilik ve akvaryumculuk gibi etkenlerle Süveyş Kanalı yoluyla taşındığı sanılan bu türlerin ekolojik dengeyi bozduğunu ve deniz eko sistemini tahrip ettiğini söyledi.

Yayılımcı türlerin başında denizanalarının geldiğini ifade eden Ballar, bilim dünyasının küresel ısınmaya bağlı olarak deniz suyu ısısının yükselmesinin, denizanası sayısındaki artışla bağlantılı olduğu görüşünü paylaştığını vurguladı.

Ballar, sıcaklık artışı ile paralel şekilde planktonların arttığını, denizanalarının da bu organizmaları yemek için sahil şeridine yaklaştığını dile getirerek, “denizanalarını yiyerek beslenen ton ve kılıç balığı ile deniz kaplumbağası (caretta caretta) gibi deniz canlılarının sayısındaki azalma da denizanalarının artışına zemin hazırlamaktadır” dedi. Okumaya devam edin ‘Denizanaları artıyor, eko sistem bozuluyor’

09
May
08

Kuzey Buz Denizi sanılandan daha çabuk eriyor

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Kuzey Buz Denizi’nde buzulların öngörüldüğünden çok daha hızlı eridiği ve “geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşıldığı” uyarısında bulundu.
WWF, Eylül 2007’de 2,9 milyon metreküp buz hacmine sahip olduğu tahmin edilen Grönland’da ve 4,4 milyon metreküp buz hacmine sahip olduğu sanılan Kuzey Buz Denizi’nde şimdiye dek en düşük seviyelerin gözlendiğini belirtti.
Vakfın raporunda, Kuzey Buz Denizi’ndeki yeni değişimlerin kutuplardaki buzul hareketini takip eden ACIA adlı uluslararası kuruluşun 2005’te ve hükümetlerarası İklim Uzmanları Grubu’nun (GIEC) 2007’de yayımladığı raporlarda belirtilenden çok hızlı meydana geldiği kaydedildi.

Erimenin bu bölgelerde “geri dönüşü olmayan bir noktaya” yaklaşıldığını gösterdiği uyarısında bulunan WWF’nin raporunda, Kuzey Buz Denizi’ndeki yeni değişimlere ilişkin bilimsel araştırmalar ayrıntılı incelendiğinde küresel ısınmanın etkisinin sanılandan fazla olduğunun görüldüğü vurgulandı. Okumaya devam edin ‘Kuzey Buz Denizi sanılandan daha çabuk eriyor’

08
May
08

Ton balıklarının korunması istendi

Brüksel’de düzenlenen Avrupa Deniz Ürünleri Fuarında bir eylem yapan Greenpeace örgütü, nesli tükenmekte olan ton balıklarının korunmasını istedi.

Küresel alanda en kapsamlı ürün sunumu sağlayan Avrupa Deniz Ürünleri Fuarında eylem yapan 80 kadar Greenpeace temsilcisi, bazı stantların üzerine balık ağları örterek ve fuar binasına pankartlar asarak, tehdit altındaki ton balıklarına karşı duyarlı olunmasını talep etti.

Eylemciler, ton balıklarının koruma altına alınması için “kırmızı alarm” verilmesini, balık avcılığı sistemlerinin ve stokların kontrol altına alınmasını, kamuoyunun tüketimi azaltmasını istediler.

Aralarında Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası sorumlusu Banu Dökmecibaşı’nın da bulunduğu bazı eylemciler gözaltına alındıktan ve kimlik belirlenmesinden sonra serbest bırakıldı.

NTV

06
May
08

Bilim dünyası bunları düşünüyor

(Haber Alemi) İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..

KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ?

Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.
- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill

SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ?

Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .
- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger

EVREN NASIL YOK OLACAK?

13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var: Okumaya devam edin ‘Bilim dünyası bunları düşünüyor’

02
May
08

Limonlu Lamas Kanyonu / Kayacı Vadisi

02
May
08

2050 Yılı İçin Büyük Enerji Planı; Fosil yakıtlarının yerini güneş enerjisi alacak

(BilimBilmek) ABD, enerji politikalarında radikal değişikliklere gidiyor. Kömür, petrol, doğalgaz ve nükleer santralardan kömür enerjisine geçerek, 2050 yılına kadar ülkenin elektrik enerjisinin %69′unu ve toplam enerjisinin %35′ini güneş enerjisi santralarından karşılamayı hedefliyor. Bu değişiklik, ayrıca, sera gazı emisyonunu büyük ölçüde frenleyecek.

ABD uzun süredir enerji faturasını azaltmanın yollarını arıyor. Pek çok siyaset bilimcisine göre Ortadoğu’da sürmekte olan savaşın gerçek nedenlerinden biri, ABD’nin küresel fosil yakıt pastasından en büyük paya sahip olmak istemesi. Çin, Hindistan ve diğer ulusların fosil yakıt talepleri arttıkça enerji savaşlarının giderek şiddetleneceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada kömür, petrol ve doğalgaz ile çalışan enerji santralleri ve modern yaşamın ayrılmaz parçası olan benzinli araçlar atmosfere milyonlarca ton sera gazı ve zararlı parçacıklar yayarken, insanlar küresel ısınma ile nasıl baş edeceklerini düşünüyor.

İyi niyetli bilim adamları, mühendisler, ekonomistler ve politikacılar, fosil yakıt tüketimini ve emisyonunu az da olsa azaltacak çeşitli çözümler üretme çabasında. Ancak bu çözümlerden hiçbiri bu devasa sorunu çözebilecek potansiyele sahip değil. Fosil yakıt kıskacından kendilerini kurtarmak için köklü değişikliklere gereksinim duyan ABD yönetimi, en akılcı çözümün güneş enerjisine geçmek olduğuna inanıyor. Okumaya devam edin ‘2050 Yılı İçin Büyük Enerji Planı; Fosil yakıtlarının yerini güneş enerjisi alacak’

02
May
08

Küresel ısınmada umut okyanuslarda

(GenBilim) Araştırmayı yapan Almanya’nın Hamburg kentindeki Max Planck Enstitüsü ile Kiel kentindeki Leibniz Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden araştırmacılar, Kuzey Atlantik’in serinlediğini, Pasifik Okyanusu’nun tropikal sıcaklığını koruduğunu ve deniz akıntılarının dolaşımının zayıfladığını ve kuzey yarımküreye daha az sıcaklık getirdiğini bildirdiler.
donmudalgalar.jpg
Araştırmacılar, 10 yıl boyunca sürmesi beklenen bu sürecin, gelecek 10 yılda gezegen sıcaklığında artış olmayacağını düşündürdüğünü kaydettiler.

Bu sürecin, geçici olarak, Avrupa, Amerika ve Kuzey Afrika’da, kasırgaların büyümesine, aşırı sıcaklıklara ve kötü hava koşullarına karşı koyacağının düşünüldüğü belirtildi.

02
May
08

Kasırga

30
Apr
08

ışık kirliliği

(Bilim.org) Yanlış yerde, miktarda, yönde ve zamanda kullanılan ışığın neden olduğu geniş, ışıldayan ışık kubbesine Işık Kirliliği denir. Özellikle büyük şehirlerimiz tehlike sinyali veriyor.

Tanımı
Yanlış yerde, miktarda, yönde ve zamanda kullanılan ışığın neden olduğu geniş, ışıldayan ışık kubbesine Işık Kirliliği denir.

Kaynakları
Işık kirliliğinin 4 ana kaynağı vardır:

1. Kamaşan Işık :
Kamaştırıcı ışığa yatay doğrultuda yayımlanan ışık neden olur. Bu tür yayımlanan yatay ışık, kilometrelerce öteden görülebilir ve bizim karanlığa karşı adaptasyonumuzu azaltır. Kamaştırıcı ışık görüş mesafesini azaltarak sürücü ve yaya güvenliğini de tehlikeye sokar.
Kamaştırıcı ışığı, yüzeyi aydınlatan ışık kaynağının şiddetini azaltarak hafifletebiliriz. Aydınlatılan yüzeyle ışık kaynağı arasındaki açı da bir diğer önemli faktördür. Yatay doğrultuda yayımlanan ışık yere yakın, havanın yoğun olduğu yerlerde, toz parçalarının ve geniş hava moleküllerinin etkisiyle ışığın saçılmasına neden olarak havayı ışıldatır. Bu durumda şehir gözlemcisinin, gökyüzüyle yıldızlar arasındaki karşıtlık azaldığından, yıldızları görmek için hayal gücü kuvvetli olmalıdır!
Okumaya devam edin ‘ışık kirliliği’

29
Apr
08

Evrenin sırları burda çözülecek!

(SonSayfa)Maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü’nün (CERN) İsviçre’deki merkezine girdik. Büyük deneyin ön çalışmalarına tanık olduk

Bilim tarihinin en büyük deneyini bu temmuz ayında gerçekleştirecek olan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN), İsviçre’nin Fransa sınırı yakınlarında bulunan, yeraltındaki gizemli tesisinin kapılarını Milliyet’e açtı. Bünyesinde üst düzey 2 bin 500 bilim adamının görev yaptığı, temmuzdan itibaren de maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan örgütün baş fizikçisi ve Bilim Direktörü Hollandalı Jos Engelen.

Direktör Engelen, “Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından eminiz” diye konuştu. Engelen, “Türkiye’nin CERN’e üye olmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını” da belirtti. Okumaya devam edin ‘Evrenin sırları burda çözülecek!’

29
Apr
08

Yeryüzünün Tabakaları

Allah yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yaratandır. Emir bunların arasında sürekli iner ki Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah’ın bilgisiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz. 65 Talak Suresi 12

Kuran’da yedi göğün olduğunu söyleyen ayetlerden biri olan Talak suresinin 12. ayetinde, yeryüzümüzde, gökler kadar yaratılışın olduğu geçmektedir. Daha önceki konuda yedi göğü tarif eden diğer ayetlerden bu yedi göğün birbiri ile uyumlu tabakalar şeklinde, her tabakanın ayrı bir görevi yerine getirecek şekilde yaratıldıklarını öğrendik. Talak suresinin 12. ayeti yedi gök ile yerküremiz arasında benzerlik kurunca; o zaman yerküremizde de tabakalar şeklinde uyumlu, her tabakanın kendi görevini yerine getirdiği bir yapı beklememiz mümkündür. Nitekim yerküremiz hakkında son asırlarda yapılan çalışmalar Kuran’ın bu ayetinin de mucizeviliğini onaylamaktadır. Okumaya devam edin ‘Yeryüzünün Tabakaları’

29
Apr
08

Gökyüzünün Tabakaları

Birbirleriyle uyumlu bir şekilde (tabakalar halinde) yedi göğü yaratmış olan odur. Merhametli olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çarpıklık(çatlaklık) görüyor musun? 67 Mülk Suresi 3

“Gök” diye çevirdiğimiz Arapça’daki “sema” kelimesinin aynen Türkçe’deki “gök” kelimesi gibi tüm Dünya’nın üstünü tarif ettiğini daha önce söyledik. Nasıl Türkçe’de “gökteki bulutlar” tamlamasında göğü Dünya’nın yakın üstü olarak, “gökteki yıldızlar” tamlamasında ise göğü, Evren’in tümü olarak kullanıyorsak, aynı şey Arapça’daki “sema” kelimesi için de geçerlidir. Bu yüzden Kuran’ın göğün yedi kat olduğu açıklamasıyla, Evren’de yedi ayrı tabakanın, yedi ayrı boyutun veya yedi ayrı çekim alanının olduğu düşünülebilir. Fakat Dünya’nın Atmosfer’ini incelediğimiz zaman çıplak gözle sıradan bir yapıda olduğu zannedilebilecek olan Atmosfer’in, apayrı tabakalardan oluştuğunu farkediyoruz. Ayette “birbiriyle uyumlu bir şekilde” diye tercüme ettiğimiz tabaka kelimesi hem bu anlama, hem de “tabakalar halinde” anlamına gelmektedir. Nitekim bu kelime Türkçe’ye de geçmiştir ve “mutabık” kullanımıyla ilk anlamı, “tabaka” kullanımıyla ikinci anlamı ifade etmektedir. Ayetin ifadesiyle Atmosfer’imizin uyumlu, farklı tabakalardan oluştuğu gerçeği tamamen mütabıktır (uyumludur). Peygamberimiz dönemindeki bilim seviyesiyle ile bu gerçeğin bilinmesi imkansızdır. Atmosfer’in bu şekilde tarifinin rastgele bir şekilde söylenen bir ifadeyle uyum göstermesi de akla aykırıdır. Görüldüğü gibi Kuran’daki bu ayetin en azından bir işareti Atmosfer’deki tabakalardır. Ayrıca tüm Uzay’da da farklı tabakalar, farklı boyutlar olduğu da düşünülebilir. Okumaya devam edin ‘Gökyüzünün Tabakaları’

29
Apr
08

Atmosferde Bir Yolculuk

Prof.Dr. Osman Çakmak

En az hayret ettiğimiz ve dikkatimizi çekmeyen hâdiseler neler? Gündelik ve alışılmış olanlar değil mi? Meselâ, gündüzün geceyi takip etmesi, İlkbahardan sonra hep yazın gelmesi, kendimizi bildik bileli suyun akması, rüzgârın esmesi, yağmurun yağması basit faaliyetler mi? Asla! Fakat adına ülfet dediğimiz, gözümüzü kapayan bir perde var. Önümüzden o perdeyi kaldırıp, çevremizde olanları lâyıkıyla takdir edemiyoruz.

Şimdi bir de sürekli teneffüs ettiğimiz havaya bakalım. Gerçi içinde neler olup bitiyor gözümüzle göremeyeceğiz. Ama ilim ve tefekkür gözlüğünü takarak vicdan süzgecinden geçirirsek, görünmezler de görünür hale gelebilecektir.

Hava nedir? Belli nispetlerde gazlardan meydana gelmiş görünmez bir terkip değil mi? Yahut burnumuzla alıp ciğerlerimizde sindirdiğimiz gazdan yiyecek. Hava bütün insanların, hayvanların ve bitkilerin vazgeçemedikleri en hayatî gıdaların biri (suyu unutmayın!). Âdeta bu nimetin içinde yüzüyoruz da haberimiz yok. Uzağa gitmeye çalışıp çabalamaya, ücret ödemeye gerek yok. İhtiyaç hissedince hemen burnunuzun dibinde. Demek “hava almak” öyle küçümsenecek bir hâdise değil. Havanın ayrılığına kaç dakika dayanabiliriz? İki, bilemediniz üç dakika. Önce bayılırsınız, beş dakika sonra beyniniz ölür. Peki onu ne kadar takdir ediyoruz ve onu bizim için hazırlayanı ne kadar hatırlıyoruz. Okumaya devam edin ‘Atmosferde Bir Yolculuk’




BAŞBUĞ TV

bozkurt_atsiz

BAŞBUĞ TV'yi izlemek için TIKLAYIN.

BAŞBUĞ TV Facebook sayfasına buradan erişebilirsiniz.

SONTEKNOLOJİ – FACEBOOK

ROBOT-1 facebook

KATEGORİLER

MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

Facebook'ta reklam verin, Türkiye genelinde 12 milyon kullanıcıya erişin !

RSS NTV – İNTERNET

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

BURADA

web tracker