'Tekamül' kategorisi için arşiv

05
Jun

Destek ve hareket sistemi

İnsanlarda;

Hayvanlarda olduğu gibi, insanda da vücuda biçim veren, iç organları koruyan, vücudun dik durmasını ve aktif hareket etmesini sağlayan sistem vardır. Bu sisteme destek ve hareket sistemi denir. İskelet ve kaslardan oluştuğu için iskelet ve kas sistemi de denir. Canlıların hareketini sinir sistemi ve endokrin sistem düzenler ve denetler.
Hareketler kas, kemik, ve eklemin birlikte çalışmasıyla gerçekleşir. İnsanda, destek ve hareket sistemi elemanı olan kemik doku, iskelet adını alır.

A.İNSANDA İSKELET
İnsanda iskelet sistemi, vücudun çatısını oluşturur. İskelet sistemi hareketi sağlamanın dışında iç or¬ganları koruma, kas ve iç organlara bağlanma yüzeyi oluşturma görevi de yapar. İskeleti oluşturan kemikler kalsiyum deposu olarak iş görür. Aynı zamanda kemiklerde kan hücreleri de meydana gelir.
İskelet, anne karnında sekizinci haftaya kadar kıkırdaktır, daha sonra kemikleşme başlar. Doğum¬dan sonra kemik gelişimim kalıtsal, bünyesel ve çevresel faktörler etkiler.
Kemik Yapısı ve Çeşitleri
İnsan iskeletin! oluşturan kemikler, şekillerine göre dört grupta incelenir;

1.Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda bulunur. İki ucu şişkin silindirik kemiklerdir. Kemiğin boyuna uzamasını baş kısmı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak doku sağlar. Bir süre sonra kemikleşir. Bundan sonra kemiğin uzaması eklem kıkırdağı tarafından devam ettirilir. En dışta enine büyümeyi ve onarılmayı sağlayan kemik zarı (periost) vardır. Baş kısmında dışta ince tabaka halinde sıkı kemik dokusu ortada süngerimsi kemik doku bulunur. Gövde kısmı tamamen sıkı kemik dokudan yapılmıştır. Ortadaki boşluğu sarı kemik iliği doldurur. Süngerimsi kemik dokuda ise kırmızı kemik iliği bulunur. Okumaya devam edin ‘Destek ve hareket sistemi’

27
May

Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor

Avustralyalı ve ABD’li bilim adamları ilk kez soyu tükenmiş bir tür olan Tazmanya kaplanının (thylacine) DNA’sını, yaşayan bir organizma olan fare embriyosunda kullandı.

Melbourne Üniversitesi ve Texas Üniversitesinden bilim adamları, Tazmanya kaplanının DNA’sının canlı bir organizmada harekete geçmesi için yapılan çalışmada, bir müzede etanol içinde saklanan 100 yaşındaki Tazmanya kaplanından alınan Col2A1 geninin bir kıkırdağın içinde üretilen fare embriyosuna enjekte edildiğini belirtti.

Uluslararası bilim dergisi PLoS ONE’da yayımlanan araştırmaya katılan Melbourne Üniversitesinden Andrew Pask, Col2A1 geninin büyüyen kıkırdakta ve faredeki kemik gelişiminde benzer bir işlev gördüğünü belirterek, genin kıkırdak dokusunda ürediği, bunun, DNA parçasının Tazmanya kaplanının iskeletinin oluşmasında gerçekten önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Okumaya devam edin ‘Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor’

24
May

İlk yıldızlar büyük ve karanlıktı

ABD’nin Utah Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yaklaşık 13 milyar yıl önce doğan ilk yıldızlar, Güneş’ten 400 ila 200 bin kez büyüktü ve ağırlıklı olarak evrenin çoğunu oluşturduğu tahmin edilen “karanlık maddeden” meydana geliyorlardı.

Astrofizikçi Paolo Gondolo başkanlığındaki bir ekip tarafından ünlü Grateful Dead grubunun “Dark Star” adlı şarkısından esinlenilerek “karanlık yıldızlar” adı verilen bu gökcisimlerinin hala varlıklarını sürdürüyor olabilecekleri belirtiliyor. Sadece uzay merkezli teleskoplarca tespit edilebilen bu karanlık yıldızlar, ışık yaymak yerine kızılötesi enerji ve ısıyı emiyorlar.

Bulgularını, Physical Review Letters dergisinin gelecek ayki sayısında yayınlayacaklarını belirten Gondolo, araştırmalarının sonuçlarının, ilk yıldızların oluşumu için şu anda geçerli olan teoriyi değiştirebileceğine dikkati çekti. Okumaya devam edin ‘İlk yıldızlar büyük ve karanlıktı’

20
May

1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..


 

Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.

 

Kampanyaya destek verecekler için;

SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)

Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

16
May

İnsan’ın yürüyüşü ve hareket sistemi

Sağlıklı doğan bir bebek yaşaması için gerekli olan ve tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayacak organlarla beraber doğar. Bu organların ortak özellikleri hepsinin son derece kompleks bir yapıya sahip olması ve birbirlerini mükemmel bir biçimde, tamamlamaları. İnsan vücudunu gelişmiş bir bilgisayara benzetebiliriz. İçinde son derece karmaşık devreler barındıran bir bilgisayar. Eğer bu devreyi oluşturan elemanlardan bir teki eksik olsaydı ya da yanlış kullanılsaydı bilgisayar çalışmazdı. insanın yürüyüşü ve hareket sistemi. Bu tek örnek bile insan vücudunun ne kadar büyük bir mucize olduğunu anlamaya yetecektir. Peki bu mucize nasıl ortaya çıkmış olabilir?

Evrimci biyolog Douglas Futuyma bu konuda şunları söylüyor:

“Yaratılış ve Evrim, canlıların kökeni hakkında yapılabilecek yegane iki açıklamadır. Canlılar, dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır; ya da kendilerinden önce varolan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa o zaman üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir.” Okumaya devam edin ‘İnsan’ın yürüyüşü ve hareket sistemi’

14
May

Bal Arısındaki Mucize

…İçgüdüler doğal seçmeyle kazanılabilir veya değişikliğe uğrayabilir mi? Arıyı, büyük matematikçilerin (peteğin yapısındaki ince hesapları) buluşlarından çok önce petek gözlerini yapmaya yönelten içgüdü için ne diyeceğiz?” Charles Darwin

Evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin, balarılarıın mucizevi davranışları karşısında kendi teorisini böyle sorgulamak zorunda kalmıştır. Bunun nedeni, arıların petek yapımındaki mükemmellik incelendiğinde hemen anlaşılacaktır. Arılar peteğin yapımına en üstten başlarlar ve petek aynı anda 2-3 yerden, üstelik de farklı arılar tarafından aşağıya doğru örülür. Bu iş o kadar uyumlu ve düzenli bir şekilde gerçekleşir ki, peteğin, farklı iki üç parçanın birleşimi sonucunda bir bütün haline geldiğini fark etmek mümkün değildir. Petek üzerinde hiçbir ek yerine rastlanmaz. Bu da arıların işe rastgele koyulmadıklarını, başlangıç ve birleşme noktaları arasındaki uzaklıkları önceden hesapladıklarını ortaya koyar.

Bir insanın, elinde cetvel, gönye gibi aletler olmadan düzgün geometrik şekiller çizmesi son derece zordur. Bir insanın arıların her petek ördüklerinde yaptıkları gibi, bir altıgenin 120 derecelik iç açılarını tutturması ise olanaksızdır. Üstelik insanın kağıt üzerine çizmeye çalıştığı şekiller iki boyutludur. Arılar ise üç boyutlu altıgen prizmalar yaparlar. Bir insan için aynı mükemmellikte altıgenler yapmak, sonra da bunları birleştirerek bir petek oluşturmak matematik hesabı yapmadan imkansızdır. Üstelik birkaç insanın bir kağıdın farklı yerlerinden böylesine düzgün altıgenler cizmeye başlayarak ortada düzgünce birleşmeleri asla mümkün değildir. Oysa arılar bunu milyonlarca yıldır kusursuz bir şekilde yaparlar. Çünkü arılar Allah tarafından yaratılmışlardır ve O’nun kendilerine ilham ettiği şekilde düzgün, altıgen peteklerle yuvalar inşa etmektedirler.

14
May

Bilim Neanderthal’leri konuşturdu

Bilim insanları, 30 bin yıl önce soyu tükenen “Neanderthal”lerin sesini, fosiller ve bilgisayar kullanarak ilk kez canlandırmayı başardı.

NewScientist.com internet sitesinde verilen habere göre, Florida Atlantik Üniversitesinden antropolog Robert McCarthy, bu insanların nasıl ses çıkardığını bulmak için ses yollarını yeniden yapılandırdı. Bu çalışmanın sonunda, ilk insanların konuştuğu, ancak bizden farklı ses çıkarttıkları saptandı.

Bilim adamları, özellikle bu insanların, modern insanların birbirlerini daha rahat anlamalarına imkan tanıyan sesli harfleri kullanmadığını keşfetti.

Buna örnek olarak da ilk insanların, dinleyicinin bir kelimedeki ses vurgusunu ayırt etmesine yardımcı olacak “e” gibi sesli harflerden yoksun oldukları gösterildi.

Fransa’dan bulduğu fosillerle bu çalışmasını yapan McCarthy’nin, şimdi “tam bir ilk insan cümlesi” canlandırmayı hedeflediği belirtildi.

Fransa’da buna benzer çalışmaların dana önce de yapılmıştı.

NTV




Kategoriler

Akıl ve Kuran Sempozyumu

BURADA

web tracker