'Tekamül' kategorisi için arşiv

05
Jun
08

Destek ve hareket sistemi

İnsanlarda;

Hayvanlarda olduğu gibi, insanda da vücuda biçim veren, iç organları koruyan, vücudun dik durmasını ve aktif hareket etmesini sağlayan sistem vardır. Bu sisteme destek ve hareket sistemi denir. İskelet ve kaslardan oluştuğu için iskelet ve kas sistemi de denir. Canlıların hareketini sinir sistemi ve endokrin sistem düzenler ve denetler.
Hareketler kas, kemik, ve eklemin birlikte çalışmasıyla gerçekleşir. İnsanda, destek ve hareket sistemi elemanı olan kemik doku, iskelet adını alır.

A.İNSANDA İSKELET
İnsanda iskelet sistemi, vücudun çatısını oluşturur. İskelet sistemi hareketi sağlamanın dışında iç or¬ganları koruma, kas ve iç organlara bağlanma yüzeyi oluşturma görevi de yapar. İskeleti oluşturan kemikler kalsiyum deposu olarak iş görür. Aynı zamanda kemiklerde kan hücreleri de meydana gelir.
İskelet, anne karnında sekizinci haftaya kadar kıkırdaktır, daha sonra kemikleşme başlar. Doğum¬dan sonra kemik gelişimim kalıtsal, bünyesel ve çevresel faktörler etkiler.
Kemik Yapısı ve Çeşitleri
İnsan iskeletin! oluşturan kemikler, şekillerine göre dört grupta incelenir;

1.Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda bulunur. İki ucu şişkin silindirik kemiklerdir. Kemiğin boyuna uzamasını baş kısmı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak doku sağlar. Bir süre sonra kemikleşir. Bundan sonra kemiğin uzaması eklem kıkırdağı tarafından devam ettirilir. En dışta enine büyümeyi ve onarılmayı sağlayan kemik zarı (periost) vardır. Baş kısmında dışta ince tabaka halinde sıkı kemik dokusu ortada süngerimsi kemik doku bulunur. Gövde kısmı tamamen sıkı kemik dokudan yapılmıştır. Ortadaki boşluğu sarı kemik iliği doldurur. Süngerimsi kemik dokuda ise kırmızı kemik iliği bulunur. Okumaya devam edin ‘Destek ve hareket sistemi’

27
May
08

Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor

Avustralyalı ve ABD’li bilim adamları ilk kez soyu tükenmiş bir tür olan Tazmanya kaplanının (thylacine) DNA’sını, yaşayan bir organizma olan fare embriyosunda kullandı.

Melbourne Üniversitesi ve Texas Üniversitesinden bilim adamları, Tazmanya kaplanının DNA’sının canlı bir organizmada harekete geçmesi için yapılan çalışmada, bir müzede etanol içinde saklanan 100 yaşındaki Tazmanya kaplanından alınan Col2A1 geninin bir kıkırdağın içinde üretilen fare embriyosuna enjekte edildiğini belirtti.

Uluslararası bilim dergisi PLoS ONE’da yayımlanan araştırmaya katılan Melbourne Üniversitesinden Andrew Pask, Col2A1 geninin büyüyen kıkırdakta ve faredeki kemik gelişiminde benzer bir işlev gördüğünü belirterek, genin kıkırdak dokusunda ürediği, bunun, DNA parçasının Tazmanya kaplanının iskeletinin oluşmasında gerçekten önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Okumaya devam edin ‘Tazmanya kaplanının soyu canlandırılıyor’

24
May
08

İlk yıldızlar büyük ve karanlıktı

ABD’nin Utah Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yaklaşık 13 milyar yıl önce doğan ilk yıldızlar, Güneş’ten 400 ila 200 bin kez büyüktü ve ağırlıklı olarak evrenin çoğunu oluşturduğu tahmin edilen “karanlık maddeden” meydana geliyorlardı.

Astrofizikçi Paolo Gondolo başkanlığındaki bir ekip tarafından ünlü Grateful Dead grubunun “Dark Star” adlı şarkısından esinlenilerek “karanlık yıldızlar” adı verilen bu gökcisimlerinin hala varlıklarını sürdürüyor olabilecekleri belirtiliyor. Sadece uzay merkezli teleskoplarca tespit edilebilen bu karanlık yıldızlar, ışık yaymak yerine kızılötesi enerji ve ısıyı emiyorlar.

Bulgularını, Physical Review Letters dergisinin gelecek ayki sayısında yayınlayacaklarını belirten Gondolo, araştırmalarının sonuçlarının, ilk yıldızların oluşumu için şu anda geçerli olan teoriyi değiştirebileceğine dikkati çekti. Okumaya devam edin ‘İlk yıldızlar büyük ve karanlıktı’

20
May
08

1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..


 

Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.

 

Kampanyaya destek verecekler için;

SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)

Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

16
May
08

İnsan’ın yürüyüşü ve hareket sistemi

Sağlıklı doğan bir bebek yaşaması için gerekli olan ve tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayacak organlarla beraber doğar. Bu organların ortak özellikleri hepsinin son derece kompleks bir yapıya sahip olması ve birbirlerini mükemmel bir biçimde, tamamlamaları. İnsan vücudunu gelişmiş bir bilgisayara benzetebiliriz. İçinde son derece karmaşık devreler barındıran bir bilgisayar. Eğer bu devreyi oluşturan elemanlardan bir teki eksik olsaydı ya da yanlış kullanılsaydı bilgisayar çalışmazdı. insanın yürüyüşü ve hareket sistemi. Bu tek örnek bile insan vücudunun ne kadar büyük bir mucize olduğunu anlamaya yetecektir. Peki bu mucize nasıl ortaya çıkmış olabilir?

Evrimci biyolog Douglas Futuyma bu konuda şunları söylüyor:

“Yaratılış ve Evrim, canlıların kökeni hakkında yapılabilecek yegane iki açıklamadır. Canlılar, dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır; ya da kendilerinden önce varolan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa o zaman üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir.” Okumaya devam edin ‘İnsan’ın yürüyüşü ve hareket sistemi’

14
May
08

Bal Arısındaki Mucize

…İçgüdüler doğal seçmeyle kazanılabilir veya değişikliğe uğrayabilir mi? Arıyı, büyük matematikçilerin (peteğin yapısındaki ince hesapları) buluşlarından çok önce petek gözlerini yapmaya yönelten içgüdü için ne diyeceğiz?” Charles Darwin

Evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin, balarılarıın mucizevi davranışları karşısında kendi teorisini böyle sorgulamak zorunda kalmıştır. Bunun nedeni, arıların petek yapımındaki mükemmellik incelendiğinde hemen anlaşılacaktır. Arılar peteğin yapımına en üstten başlarlar ve petek aynı anda 2-3 yerden, üstelik de farklı arılar tarafından aşağıya doğru örülür. Bu iş o kadar uyumlu ve düzenli bir şekilde gerçekleşir ki, peteğin, farklı iki üç parçanın birleşimi sonucunda bir bütün haline geldiğini fark etmek mümkün değildir. Petek üzerinde hiçbir ek yerine rastlanmaz. Bu da arıların işe rastgele koyulmadıklarını, başlangıç ve birleşme noktaları arasındaki uzaklıkları önceden hesapladıklarını ortaya koyar.

Bir insanın, elinde cetvel, gönye gibi aletler olmadan düzgün geometrik şekiller çizmesi son derece zordur. Bir insanın arıların her petek ördüklerinde yaptıkları gibi, bir altıgenin 120 derecelik iç açılarını tutturması ise olanaksızdır. Üstelik insanın kağıt üzerine çizmeye çalıştığı şekiller iki boyutludur. Arılar ise üç boyutlu altıgen prizmalar yaparlar. Bir insan için aynı mükemmellikte altıgenler yapmak, sonra da bunları birleştirerek bir petek oluşturmak matematik hesabı yapmadan imkansızdır. Üstelik birkaç insanın bir kağıdın farklı yerlerinden böylesine düzgün altıgenler cizmeye başlayarak ortada düzgünce birleşmeleri asla mümkün değildir. Oysa arılar bunu milyonlarca yıldır kusursuz bir şekilde yaparlar. Çünkü arılar Allah tarafından yaratılmışlardır ve O’nun kendilerine ilham ettiği şekilde düzgün, altıgen peteklerle yuvalar inşa etmektedirler.

14
May
08

Bilim Neanderthal’leri konuşturdu

Bilim insanları, 30 bin yıl önce soyu tükenen “Neanderthal”lerin sesini, fosiller ve bilgisayar kullanarak ilk kez canlandırmayı başardı.

NewScientist.com internet sitesinde verilen habere göre, Florida Atlantik Üniversitesinden antropolog Robert McCarthy, bu insanların nasıl ses çıkardığını bulmak için ses yollarını yeniden yapılandırdı. Bu çalışmanın sonunda, ilk insanların konuştuğu, ancak bizden farklı ses çıkarttıkları saptandı.

Bilim adamları, özellikle bu insanların, modern insanların birbirlerini daha rahat anlamalarına imkan tanıyan sesli harfleri kullanmadığını keşfetti.

Buna örnek olarak da ilk insanların, dinleyicinin bir kelimedeki ses vurgusunu ayırt etmesine yardımcı olacak “e” gibi sesli harflerden yoksun oldukları gösterildi.

Fransa’dan bulduğu fosillerle bu çalışmasını yapan McCarthy’nin, şimdi “tam bir ilk insan cümlesi” canlandırmayı hedeflediği belirtildi.

Fransa’da buna benzer çalışmaların dana önce de yapılmıştı.

NTV

08
May
08

Ton balıklarının korunması istendi

Brüksel’de düzenlenen Avrupa Deniz Ürünleri Fuarında bir eylem yapan Greenpeace örgütü, nesli tükenmekte olan ton balıklarının korunmasını istedi.

Küresel alanda en kapsamlı ürün sunumu sağlayan Avrupa Deniz Ürünleri Fuarında eylem yapan 80 kadar Greenpeace temsilcisi, bazı stantların üzerine balık ağları örterek ve fuar binasına pankartlar asarak, tehdit altındaki ton balıklarına karşı duyarlı olunmasını talep etti.

Eylemciler, ton balıklarının koruma altına alınması için “kırmızı alarm” verilmesini, balık avcılığı sistemlerinin ve stokların kontrol altına alınmasını, kamuoyunun tüketimi azaltmasını istediler.

Aralarında Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası sorumlusu Banu Dökmecibaşı’nın da bulunduğu bazı eylemciler gözaltına alındıktan ve kimlik belirlenmesinden sonra serbest bırakıldı.

NTV

06
May
08

Bilim dünyası bunları düşünüyor

(Haber Alemi) İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..

KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ?

Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.
- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill

SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ?

Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .
- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger

EVREN NASIL YOK OLACAK?

13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var: Okumaya devam edin ‘Bilim dünyası bunları düşünüyor’

02
May
08

Bir zamanlar Venüs, Dünya gibiydi

(Bilim.org) Oxford Üniversitesi bilimadamları Nature dergisinde yayınladıkları makalede, Venüs’ün bir zamanlar Dünya gibi yaşanır bir yer olduğuna dair kanıtlar elde ettiklerini açıkladılar.

Bir Avrupa uzay aracından elde edilen bilgilere göre, Venüs gezegeni, Dünya’ya şimdiye kadar tahmin edilenden daha çok benziyor. Gezegenin milyonlarca yıl önce atmosfer ve yaşama elverişlilik açısından Dünya’nın bugünkü hali gözönünde bulundurulduğunda neredeyse “ikizi” olduğu söyleniyor. Fakat sera etkisi, atmosferik erozyon, solar radyasyon ve gezegen rotasyonunun yavaş olması sonucu Venüs’ün Dünya’dan daha farklı bir gelişim izlediği söyleniyor.

Bugün Venüs’te su bulunmuyor, ve sıcaklık kurşunu eritecek kadar yüksek. Gezegende sık sık tayfun şiddetinde rüzgarlara ve şimşeklere rastlanıyor.

Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Fred Taylor, ulaştıkları yeni bilgilerin VIRTIS adlı bir spektrometre tarafından sağlandığını söyledi.

02
May
08

PETROL

(Bilim Arşivi) Çok koyu renkli, özgün kokulu bir doğal mineral olan petrol katı halde çok uzun süredir bilinmekle birlikte, ilk olarak ancak 19. yüz yılın ortalarında ABD’de, Edwin Drake’in Kızılderililerin romatizma ve damla hastalığına karşı ilaç olarak sattıkları ‘taş yağı’nı yerin derinliklerinde aramayı düşünmesiyle ve ilk petrol kuyusunu açarak Kaliforniya’daki ‘altına hücum’a benzeyen en büyük serüvenlerden birini başlatmasıyla, sıvı halde ele edilmeye başlandı. 1870’de John Rockefeller, ilk petrol şirketi Standart Oil’i kurdu. 19. yüz yılın sonunda, petrolün sanayi yöntemleriyle çıkarılması, Avrupa ülkelerinde ve Rusya’ da da yaygınlaştı. Ortadoğu’daysa petrol, ilk olarak Birinci Dünya Savaşı öncesinde bulundu ve İran’da çıkarılmaya başlandı; onu Irak ve Kuveyt izledi

OLUŞUMU

Petrol, deniz hayvanları, bitkiler ve plankton tipi organizma çökeltilerinin, deniz dibinde, kum içinde yavaş yavaş mayalanmasından doğmuş, kahverengiye çalan kara renkli, yağımsı bir maddedir. Birkaç milyon yıl sonra,yer bilim tabakalarının kayması sonucunda bu hammadde, yerini karmaşık bir karbonhidrojen karışımına bırakmıştır. Bu karışım, sıvı haldeyken petrolü, gaz haldeyken doğal gazı oluşturmaktadır. Okumaya devam edin ‘PETROL’

02
May
08

Penguenler Uçabilseydi…

01
May
08

Tavuk ile dinazor akraba çıktı

(İnternet Haber) Ön ayakları pençeye benzeyen etobur dinozor Tyrannosaurus’un bugünkü kuşların atası olduğu kesinleşti. Çok iri cüsseli, iki ayak üzerinde yürüyen, kertenkele kalçalı, ön ayakları pençeye benzeyen etobur dinozor Tyrannosaurus’un bugünkü kuşların atası olduğu kesinleşti.

Harvard Üniversitesi’nden Chris Organ ve ekibi, 2003′te ABD’nin Montana eyaletinin doğusundaki Hell Creek bölgesinde yapılan kazılarda bulunan, 68 milyon yıllık Tyrannosaurus’un kemik dokusundan elde edilen proteinleri 21 modern kuş türününkiyle kıyasladı.

Moleküler incelemeler, bu dinozor türünün tavuk ve devekuşu ile doğrudan akrabalığı olduğunu gösterdi.

Soyu tükenmiş, iri ve kısa öğütücü dişlere sahip memeli mastadonun kemik kalıntıları üzerinde yapılan benzer moleküler incelemelerse bu dinozorun günümüzdeki fillerle yakın akrabalığı bulunduğunu ortaya koydu. Okumaya devam edin ‘Tavuk ile dinazor akraba çıktı’

29
Apr
08

Kaybolan bacaklar bulundu!

(İnternetHaber) Milyonlarca yıl öncesine ait bir taştan çıkan fosil yıllardır tartışılan bir konuya son noktayı koydu.

Fransız bilim adamları, Lübnan’da kireçtaşı içinde bulunan 92 milyon yaşındaki bir hayvan fosili üzerinde yaptıkları incelemede, bunun iki bacaklı bir yılan olduğunu tespit ettiler.

Eski kertenkeleden modern kolsuz bacaksız yılana giden evrimleşme konusunda bundan önce ellerinde pek fazla tür bulunmayan bilim adamları, röntgen tekniğiyle yaptıkları incelemede, kireçtaşına hapsolmuş hayvanın biri açıkça görünen, diğeri taş katmanı altında katlanmış bacaklarını gördüler.

BACAKLAR VÜCUDUN GERİSİNDE

Araştırmaya katılan Paris’teki Ulusal Doğal Tarih Müzesi’nden Alexandra Houssaye, “Hayvanın iki bacağı olduğundan eminiz, birinde görmediğimiz karakteristik özellikleri diğerinde görmeyi umuyoruz” diyerek, fosil üzerindeki araştırmaların süreceğini söyledi.

92 MİLYON YAŞINDA

“Eupodophis descouensi” olarak bilinen 85 cm uzunluğundaki Geç Cretaceous dönemine ait hayvanın fosilinin 92 milyon yaşında olduğunu belirten Fransız araştırmacılar, bacakların, hayvanın vücudunun iyice gerisinde bulunduğunu kaydettiler.

Bu keşfe dek, yılanların 150 milyon yıl önce ortaya çıktıkları düşünülüyordu. Fosil, 2000 yılında Lübnan’ın el Namura köyünde bulunmuştu.

29
Apr
08

Kuran mucizeleri: Üç karanlık bölge

29
Apr
08

Evrenin sırları burda çözülecek!

(SonSayfa)Maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü’nün (CERN) İsviçre’deki merkezine girdik. Büyük deneyin ön çalışmalarına tanık olduk

Bilim tarihinin en büyük deneyini bu temmuz ayında gerçekleştirecek olan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN), İsviçre’nin Fransa sınırı yakınlarında bulunan, yeraltındaki gizemli tesisinin kapılarını Milliyet’e açtı. Bünyesinde üst düzey 2 bin 500 bilim adamının görev yaptığı, temmuzdan itibaren de maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan örgütün baş fizikçisi ve Bilim Direktörü Hollandalı Jos Engelen.

Direktör Engelen, “Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından eminiz” diye konuştu. Engelen, “Türkiye’nin CERN’e üye olmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını” da belirtti. Okumaya devam edin ‘Evrenin sırları burda çözülecek!’

29
Apr
08

Dinozorlar penguenler gibi nefes alıyormuş

(TeknolojiHaber) İngiltere’de yapılan bir araştırma, “velosiraptor” gibi etobur iki ayaklı dinozorların korkunç şöhretlerini nefes alma biçimlerine borçlu olduklarını ortaya koydu.

Manchester Üniversitesinde fosiller üzerinde yapılan incelemelerde, tüm hayvanlar içinde en etkin solunum sistemine sahip bu yırtıcıların, penguenler gibi modern dalgıç kuşlarla benzerlik gösterdikleri belirlendi

Bu iki ayaklı etoburların (terapod), avlarını yakalamak amacıyla “sprint” görevi için vücutlarını oksijenle doldurduklarını belirten araştırmacılar, bu hayvanların göğüs kafesini aşağı yukarı hareket ettiren ince kemiklerin havalandırdığı hava keselerine sahip olduklarını kaydettiler.

Araştırmanın başında yer alan Dr. Jonathan Codd, modern kuşlardaki bu özellikleri soyları tükenen atalarında bulmanın, bu koşucu dinozorların etkin bir solunum sistemleri bulunduğunu gösterdiğini belirterek, bunun da avlarını kovalarken göreli olarak hızlı koşabilen epey aktif hayvanlar olduğu teorisini güçlendirdiğini kaydetti. Okumaya devam edin ‘Dinozorlar penguenler gibi nefes alıyormuş’

29
Apr
08

Kuş beyinli değil GPS beyinli

(İnternetHaber) Bilimadamları son araştırmalarında çok şaşırtıcı bir gerçek ortaya koydular.

ABD’de yapılan bir araştırmada, göçmen kuşların beyinlerinde GPS’e (Global Positioning System – Küresel Yer Belirleme Sistemi) benzer bir sistem olduğu ve olağan güzergahlarından 4 bin kilometre kadar uçakla uzaklaştırılsalar bile yollarını bulabildiklerini ortaya koydu.

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin yıllık dergisinde yayımlanan
makalede, araştırmacıların yazı geçirdikleri Alaska’dan başlayan ve kışı geçirmek için gittikleri ABD’nin güneybatısına ve Meksika’nın kuzeyine uzanan uzun göç yolculuklarına çıkan 30 kadar sarıasma kuşunu yakaladığı ve kafesler içinde bir uçakla olağan güzergahlarından 3 bin 700 kilometre uzağa götürüldükleri belirtildi. Okumaya devam edin ‘Kuş beyinli değil GPS beyinli’

29
Apr
08

En yaşlı hayvan 400 yaşında

(HaberArşivi) İzlanda kıyılarından çıkarılan bir deniztarağının, şimdiye dek bulunan en yaşlı hayvan olduğu sanılıyor.

Bilimadamları, yenilebilir bir tür olan bu okyanus midyesinin yaşının 405 ile 410 arasında olduğunu ve uzun yaşamın sırrını içinde barındırıyor olabileceğini tahmin ediyor.

Kuzey Galler’deki Bangor Üniversitesi’nden araştırmacılar, deniztarağının yaşını kabuğundaki halkaları sayarak hesapladı.

Guinness Rekorlar Kitabı’na göre, bilinen en yaşlı hayvan 1982′de 220 yaşında olan bir başka deniztarağı.

İzlanda’da bir müzede bulunan, ancak kayıtlara girmeyen bir başka deniztarağı da 374 yaşında. Okumaya devam edin ‘En yaşlı hayvan 400 yaşında’

29
Apr
08

Utah’da yeni bir dinozor türü

(İnternetHaber) Utah’da bugüne kadar bilinmeyen bir dinozor türünün kalıntıları bulundu.

ABD’nin Utah eyaletinin güneyinde bugüne kadar bilinmeyen bir dinozor türünün kalıntıları bulundu.

Zoological Journal of The Linnean Society, ördek gagalı dinozorlar grubuna dahil olan ve bugüne kadar bilinmeyen dinozordan kalanlar ABD’nin Yellowstone Ulusal Parkı’ndan sonra en iyi korunan alanı Grand Staircase-Escalante National Monument’ta bulunduğunu duyurdu. Okumaya devam edin ‘Utah’da yeni bir dinozor türü’




BAŞBUĞ TV

bozkurt_atsiz

BAŞBUĞ TV'yi izlemek için TIKLAYIN.

BAŞBUĞ TV Facebook sayfasına buradan erişebilirsiniz.

SONTEKNOLOJİ – FACEBOOK

ROBOT-1 facebook

KATEGORİLER

MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

Facebook'ta reklam verin, Türkiye genelinde 12 milyon kullanıcıya erişin !

RSS VETEKNOLOJİ

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

RSS NTV – İNTERNET

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

BURADA

web tracker