'Teknoloji' kategorisi için arşiv

22
May
08

Kahkahanı say, ne kadar samimi olduğunu gör

Japon profesör, kişilerin gülerken samimi mi, alaycı mı olduğunu anlamak amacıyla “kahkahaölçer” geliştirdi. 1 saniyedeki kahkaha sayısı ne kadar çoksa, kişi o kadar samimi kabul ediliyor.

önüllülerin vücuduna başta karın çevresine olmak üzere bazı alıcılar yerleştiren Yoci Kimura, böylece diyafram ve kasların hareketini, kahkaha anında vücudun verdiği elektrik sinyallerini ölçtü.

Kansai Üniversitesi’nde görevli Kimura, makine sayesinde kişinin zorla mı yoksa içinden gelerek mi, hatta bunun alaycı mı edepsiz bir gülüş mü olduğunun anlaşılabileceğini belirtti. Okumaya devam edin ‘Kahkahanı say, ne kadar samimi olduğunu gör’

20
May
08

1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..


 

Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.

 

Kampanyaya destek verecekler için;

SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)

Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

16
May
08

Kafa karıştıran işler

İnsanoğlu her ne kadar uzaya çıksa da bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi hâlâ aralanamıyor. İngiliz bilim ve teknoloji dergisi Focus da son sayısında bugünün teknolojisiyle bile üretilmesi zor olan gizemli nesnelerden bazılarını tanıttı…

Geleceği gören harita

Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis’in 1513′te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu’nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818′de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti. Okumaya devam edin ‘Kafa karıştıran işler’

16
May
08

GEÇMİŞE YOLCULUK

(Zamanda Yolcıluk) Einstein izafiyet teorisini ortaya attığından bu yana, fizikçiler dünya üzerinde dört boyut bulunduğunu kabül ediyorlar.O zamana kadar bilinen ve kabül gören üç boyut olan uzunluk, yükseklik ve genişliğe ek olan diğer fiziksel boyut ise zaman olarak biliniyor. Matematiksel olarak da kabül gören 4′üncü boyut, diğer üç boyuta eşit değer taşıyor. Ancak insanlar dünya üzerinde üç boyutta, her yönde hareket edebiliyorlar yani, yukarı ve aşağı, sola ve sağa, ileri ve geri. Ancak zamanda sadece ileri doğru hareket edebiliyorlar, zamanda geriye doğru hareket hiçbir zaman gerçekleşmiyor.Fakat fizik kanunlarında, zamanın geriye doğru hareket edemeyeceğini söyleyen bir kural mevcut değil. Zaten Einstein’in bu konuda ispatladığı hareket denklemi de zaman geriye döndürüldüğünde gayet iyi çalışıyor. Ancak henüz hiç kimse zamanda geriye seyahat etmeyi başaramadı. Okumaya devam edin ‘GEÇMİŞE YOLCULUK’

15
May
08

Galaksimiz Samanyolu

Şehir ışıklarından uzakta Ay’ın olmadığı açık bir gecede, gökyüzünü bir baştan öbür başa kuşatan puslu, parlak bir şeriti sık sık görebiliriz. Eski insanlar bunu sütyolu “Milkway” olarak isimlendirmişlerdir. Bugün, bu puslu şeritin Güneşin de içinde bulunduğu birkaç yüz milyon yıldızı içeren, disk şeklinde bir görünüm olduğunu biliyoruz.

Bir teleskop ile Samanyolunu inceleyen ilk astronom Galileo, Samanyolunun sayısız yıldızlardan ibaret olduğunu keşfetti. 1780`li yıllarda William Herchel gökyüzünün 683 bölgeye ayırıp, bu bölgelerin her birindeki yıldızları sayarak Güneş’in Galaksideki yerini çıkarmaya çalıştı. Hershel, Galaksinin merkezine doğru yıldızların sayıca, büyük yoğunlukta olduğunu daha küçük yıldız yoğunluklarının ise Galaksinin sınırına doğru görüleceğini düşündü. Fakat, tüm Samanyolu boyunca kabaca, aynı yıldız yoğunlukları buldu. Buradan hareket ederek, Güneş’in Galaksimizin merkezinde bulunduğunu ortaya çıkardı. 1920` li yıllarda Hollandalı Astronom Kapteyn, çok sayıdaki yıldızların parlaklığını ve hareketlerini analiz ederek, Herschel`in görüşlerini doğruladı. Kapteyn`e göre Samanyolu yaklaşık 10 kpc (kiloparsek) çapında ve 2 kpc kalınlığında olup merkezi civarında Güneş bulunmaktadır. Hem Herschel hem de Kapteyn Güneş’in Galaksimizin merkezinde olduğu fikrinde yanıldılar. Trumpler, yıldız kümeleri ile ilgili çalışmalarında uzak kümelerin beklenildiğinden daha sönük göründüklerini keşfetti. Sonuç olarak, Trumpler yıldızlar arası uzayın mükemmel bir vakum olmadığını uzak yıldızlardan gelen ışığı absorblayan, toz ortamın olduğu sonucunu çıkardı. Bu toz partikülleri Galaksi düzleminde yoğunlaşmıştır.Yıldız ışığının, yıldızlararası ortam tarafından absorblanması sönükleşme olarak bilinir. Okumaya devam edin ‘Galaksimiz Samanyolu’

13
May
08

Sakaryam54 isimli robot Türkiye birincisi oldu

Sakarya Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin yaptığı robot, 193 robot arasında Türkiye birincisi seçildi…

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü ile Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) Türkiye Ofisi iş birliğiyle düzenlenen 2. Robot Yarışması’nın çizgi takip eden robot dalında, Sakarya Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin yaptığı Sakaryam54 isimli robot Türkiye birincisi oldu.

Sakarya Endüstri Meslek lisesi Elektronik Öğretmeni Cem Serter, liseler ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Gazi Üniversitesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda devlet üniversitesi ve özel üniversitenin katıldığı yarışmada, “Çizgi İzleyen Robot” kategorisine 3, “İstanbul’un Fethi” kategorisine ise 1 robotla katıldıklarını söyledi. Okumaya devam edin ‘Sakaryam54 isimli robot Türkiye birincisi oldu’

13
May
08

Sudaki zehri toplayan kumaş üretildi

(Haber Alemi) Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü ile Japon Atom Enerjisi Ajansı’nın birlikte yürüttüğü araştırma projesinde üretilen kumaş, sudaki arsenik, uranyum, nitrat gibi zehirli metalleri topluyor. Araştırmada, radyasyonla ışınlanan kumaşlar, hedeflenen metali suya kimyasal madde bırakmadan kıskaç gibi yakalıyor. Toplanan metaller daha sonra laboratuvarda ayrıştırılıp kullanılabiliyor. Araştırmacılar, hem suyu temizleyen hem de değerli metalleri geri kazandıran çevreci kumaşın patenti için Japon Patent Enstitüsü’ne başvurdu.


Metali ‘kıskaç’ gibi çekip alıyor
Okumaya devam edin ‘Sudaki zehri toplayan kumaş üretildi’

11
May
08

Lima’nın havasını makineyle temizleyecekler

Peru’nun başkenti Lima’nın kirli havasını temizlemek için makine yaptılar. Makine günde 200 bin metreküp havayı temizliyor. Bu da 200 bin kişinin soluduğu hava demek…

Halkın “süper ağaç”, mucitlerininse “dev akciğer” adını verdiği 5 metre boyundaki cihaz, havadaki zararlı gaz ve parçacıkları süzerek ortama oksijen veriyor. Yeni makine, havası çok kirli şehirlerde soluyacak temiz hava bulmak için çözüm olabilir.

Lima’nın göbeğindeki Üretim Bakanlığının tam karşısına konulan “prototip” makine, PAU-20 adını taşıyor. Mucit grubundan mühendis Jorge Gutierrez, Lima gibi büyük yerleşim merkezlerinin havasını temizleyebilmek için bunun gibi belki yüzlerce makine gerekeceğine işaret ediyor. Okumaya devam edin ‘Lima’nın havasını makineyle temizleyecekler’

11
May
08

Google okyanusa dalıyor

(İnternetHaber) Google Earth ve Google Sky’dan sonra Google şimdi de okyanusların 3D haritalamalarına el atıyor…

Google, Aralık ayında oşinografi (okyanus coğrafyası) uzmanlarından oluşan bir danışman grubu ve dünyanın dört bir yanındaki kurumlardan araştımacıları Kaliforniya’daki merkezinde topladı. Burada 3D bir okyanus coğrafyası haritası oluşturmanın planlarına başladılar.

Şu anda Google Ocean (isim değişebilir elbette) diye bahsedilen aracın Google’ın diğer 3D uygulamalarına benzemesi bekleniyor. Kullanıcılar, okyanus altındaki topografyayı görebilecek, belirli noktaları arayabilecekler. Ayrıca yakınlaştırma yaparak dijital ortamda gezebilecekler…

06
May
08

Phoenix, 25 Mayıs’ta Mars’a inecek

NASA’nın geçen Ağustos’ta fırlattığı yeni Mars fatihi Phoenix (Anka Kuşu) uzay aracı, her şey yolunda giderse 25 Mayıs’ta Kızıl Gezegen’in kuzey kutbu yakınlarına inecek.
Mars’ın bu bölgesinin bir zamanlar mikrobik yaşam için uygun koşullar sağlayıp sağlamadığını yerinde inceleyecek Phoenix, hedefine başarılı bir yumuşak iniş yaparsa bu 1976’da Viking 2 ve 1999’da Mars Polar Lander uzay araçlarının Kızıl Gezegen’e inişi sırasında parçalanmasından bu yana, ilk motorlu iniş olacak.
NASA’nın Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından Phoenix projesi direktörü Barry Goldstein, uzay aracının şimdiye dek sorunsuz gittiğini, ancak inişin ne kadar yumuşak olacağını düşününce endişelendiklerini ve heyecanlandıklarını söyledi.

Nisan başında güzergahını bir miktar değiştiren Phoenix’in 10 Mayıs’tan başlayarak üç cumartesi arka arkaya roketlerini ateşleyeceğini belirten Goldstein, uzay aracının çok düzgün ilerlediğini, bu nedenle belki manevralardan birine gerek kalmayacağını kaydetti.

Mars’a son inen NASA’nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity ile kaybolan İngiliz uzay aracı Beagle 2’nin tersine Phoenix, Kızıl Gezegen’in yüzeyine inişini yumuşatmak için hava yastığı kullanmayacak. Phoenix, bunun yerine son ana kadar yumuşak iniş için motorlarını kullanarak, bir ilki yerine getirmeye çalışacak. Okumaya devam edin ‘Phoenix, 25 Mayıs’ta Mars’a inecek’

06
May
08

Bilim dünyası bunları düşünüyor

(Haber Alemi) İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..

KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ?

Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.
- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill

SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ?

Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .
- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger

EVREN NASIL YOK OLACAK?

13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var: Okumaya devam edin ‘Bilim dünyası bunları düşünüyor’

06
May
08

SDÜ “Kızgınlık Dedektörü” Geliştirdi

(Haber Alemi) Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) öğretim görevlisi Kağan Ayanoğlu, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek, dünyada sadece iki şirket tarafından üretilen, veteriner hekimlik ve hayvancılık alanında kullanılan ve hayvanların yumurtlama zamanını gösteren ”Kızgınlık Dedektörü”nü geliştirerek patent aldı.

SDÜ Şarkikaraağaç Meslek Yüksek Okulu (MYO) Teknik Programlar Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Kağan Ayanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de tek, dünyada ise sadece iki firmanın benzerini ürettiği veteriner hekimlik ve hayvancılık alanında kullanılan ‘Kızgınlık Detektörü’nü geliştirerek patentini aldığını bildirdi. Okumaya devam edin ‘SDÜ “Kızgınlık Dedektörü” Geliştirdi’

06
May
08

Su Altında Telefon Görüşmesi

(İnternetHaber) İstanbul Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) bir grup bilim adamının üzerinde çalıştığı sistem sayesinde, denizaltılar güvenle birbiriyle ve deniz üstündeki gemilerle, dalgıçlar ise su altından kolayca aileleriyle haberleşebilecek.

İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü Haberleşme Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olan ve TÜBİTAK-MAM Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde yarı zamanlı çalışan Prof. Dr. Tayfun Akgül, geliştirdikleri sisteme ilişkin bilgi verdi.

AKVARYUMDA DENEMELER BAŞLADI

Akgül, haberleşme alanında kullanılmak üzere su altı akustik haberleşme sistemleri ve cihazları üzerinde bir yıldır çalıştıklarını, basit, ucuz, piyasada bulunan malzemelerle su altı haberleşme sistemleri tasarladıklarını ve prototiplerini akvaryumda denemeye başladıklarınıa çıkladı.

“Çalışmamız deniz tabanı sismik araştırmaları, sualtı antik araştırmaları, su veya petrol boru hattı iletim sistemlerinde kullanılan su altı cihaz ve taşıtlarının kontrolünde ve her türlü veri transferindede kullanılabilecek” bilgisini veren Akgül, bu konuda destek verilmesi durumunda Türkiye’nin kendine has yepyeni bir teknoloji geliştirme şansı olduğunu dile getirdi. Okumaya devam edin ‘Su Altında Telefon Görüşmesi’

06
May
08

Radara Yakalanmayan Kumaş

(HaberAlemi) BOYDAK Holdinge bağlı İstikbal gurubu tarafından elektromanyetik kirliliğe çare olarak geliştirilen ‘biocare’ kumaş kullanılarak üretilen yataklar 1 Mayıs’ta 300- 900 YTL arasında değişen fiyatlarla satışa sunulacak. Tübitak, 3 üniversite, Alman ve İngiliz laboratuvarlar tarafından test edilen yataklarda kullanılan elektromanyetik kirliliği engelleyen kumaşın, radara yakalanmama özelliği nedeniyle askeriyenin de ilgisini çektiği ve ileri aşamada savunma sanayinde de kullanılacağı belirtildi

Organize Sanayi Bölgesindeki Boydak Holdin üretim üssünde yapılan bilğilendirme toplantısına Holding Yönetim Kurulu başkanı Hacı Boydak, Holding Ceo’su ve İstikbal Yönetim Kurulu başkanı Memduh Boydak, İstikbal Teknik Genel Müdür Yardımcısı Mesut Yiğit ve holdingin üst düzey yöneticileri katıldı. Boydak Ceo’su Memduh Boydak, günlük hayatta kullanılan televizyon, bilgisayar, cep telefonu, mikro dalga fırın gibi eloktronik cihazlardan yayılan non-iyonize radyasyonu yüzde 98.5 oranında engelleyen Biocare kumaşın, 1 Mayıs’tan itibaren evlere gireceğini söyledi. Memduh Boydak şöyle konuştu: Okumaya devam edin ‘Radara Yakalanmayan Kumaş’

04
May
08

Pioneer’ları yavaşlatan bilinmeyen güç

(Bilim.org) Pioneer 10 ve 11 neden yavaşlıyor?

Astronomi ve fiziğin en ilginç problemlerinden biri Pioneerlerin neden yavaşladığıdır. NASA tarafından 1972 ve 1973 yıllarında fırlatılan Pioneer 10 ve 11′in telemetrelerini inceleyen mühendisler araçların bilinmeyen bir nedenle yavaşladığını tespit etmişlerdi. Her sene araçlar bulunmaları gerekenden 8.000mil (12.875km) geride kalıyorlardı. Bu sabit yavaşlamanın nedenleri hala bilinmiyor fakat açıklamak için teoriler üretiliyor veya teoriler bu bilgilere göre biçimlendiriliyor. En önemli iki teori de Karanlık Madde ve MOND. Yeni bir teori de ışık hızının anlık hızlanması. Eğer Pioneerlerin bilgileri Dünya’ya gelirken bir nedenle hızlanırsa bu sefer araç bize daha yakın gözükecektir.

Bilgilerin eksikliği ve uzay araçlarının rotalarındaki karmaşık manevraları yeni teorilerin oluşumunu zorlaştırıyor. John Anderson ve teorik fizikçi Michael M. Nieto fikirleri filtrelemeye karar verdiler. Filtreleme taktiği olarak da değişik fikirlerin üreteceği bu bilinmeyen gücün yönünü kullandılar: Okumaya devam edin ‘Pioneer’ları yavaşlatan bilinmeyen güç’

02
May
08

2050 Yılı İçin Büyük Enerji Planı; Fosil yakıtlarının yerini güneş enerjisi alacak

(BilimBilmek) ABD, enerji politikalarında radikal değişikliklere gidiyor. Kömür, petrol, doğalgaz ve nükleer santralardan kömür enerjisine geçerek, 2050 yılına kadar ülkenin elektrik enerjisinin %69′unu ve toplam enerjisinin %35′ini güneş enerjisi santralarından karşılamayı hedefliyor. Bu değişiklik, ayrıca, sera gazı emisyonunu büyük ölçüde frenleyecek.

ABD uzun süredir enerji faturasını azaltmanın yollarını arıyor. Pek çok siyaset bilimcisine göre Ortadoğu’da sürmekte olan savaşın gerçek nedenlerinden biri, ABD’nin küresel fosil yakıt pastasından en büyük paya sahip olmak istemesi. Çin, Hindistan ve diğer ulusların fosil yakıt talepleri arttıkça enerji savaşlarının giderek şiddetleneceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada kömür, petrol ve doğalgaz ile çalışan enerji santralleri ve modern yaşamın ayrılmaz parçası olan benzinli araçlar atmosfere milyonlarca ton sera gazı ve zararlı parçacıklar yayarken, insanlar küresel ısınma ile nasıl baş edeceklerini düşünüyor.

İyi niyetli bilim adamları, mühendisler, ekonomistler ve politikacılar, fosil yakıt tüketimini ve emisyonunu az da olsa azaltacak çeşitli çözümler üretme çabasında. Ancak bu çözümlerden hiçbiri bu devasa sorunu çözebilecek potansiyele sahip değil. Fosil yakıt kıskacından kendilerini kurtarmak için köklü değişikliklere gereksinim duyan ABD yönetimi, en akılcı çözümün güneş enerjisine geçmek olduğuna inanıyor. Okumaya devam edin ‘2050 Yılı İçin Büyük Enerji Planı; Fosil yakıtlarının yerini güneş enerjisi alacak’

01
May
08

11 milyar yıllık galaksiler

(İnternetHaber) Hubble teleskobu ile gözlem yapan astronomlar, evrenin büyük olasılıkla çok sayıda yıldızla kaplı olduğu genç dönemlerinden kalma 9 yeni galaksi keşfetti.

ABD’nin Yale Üniversitesinde yapılan gözlemde tespit edilen ve 11 milyar ışık yılı uzakta bulunan, diğer deyişle gök bilimcilerin galaksilerin 11 milyar yıl önceki ışıklarına baktıkları 9 galaksi (gökada), evrenin 3 milyar yaşından daha genç olduğu döneme ait.

KÜTLESİ GÜNEŞ’İN 200 MİLYAR KATI

Yeni gözlenen galaksilerin her birinin kütlesinin Güneş’in 200 milyar katı ve 5 bin ışık yılı genişliğinde olduğunu belirten astronomlar, Samanyolu galaksisinin ise Güneş’in 3 milyon katı kütlesi bulunduğunu ve şu anda 100 bin ışık yılı genişliğinde olduğunu kaydetti.

İNANILMAZ BİR HIZLA YILDIZ OLUŞTURUYORLAR

Bu galaksilerin inanılmaz bir hızla yıldız oluşturduklarını ve her birinin mevcut büyük galaksiler kadar yıldız içerdiğini belirten araştırmanın başındaki Pieter G. an Dokkum, şimdiye dek bu kadar uzakta böylesine sıkışık ve yoğun bir büyük galaksi gözlemlemediklerini söyledi.

11 MİLYAR YIL

Van Dokkum, bu galaksilerin 11 milyar yıl sonra çok değişmiş, en az 5 kez genişlemiş olmaları gerektiğini belirterek, “Diğer galaksilerle çarpışarak genişleyebilirler, ama bu çarpışmalar tam olarak bu genişlemenin yanıtı değil” diye konuştu.

KARANLIK MADDE

Van Dokkum, bu galaksilerin bu denli yoğun olmalarının bir nedeninin, genç evrende karanlık madde ile hidrojen gazının birbirleri arasındaki etkileşimi olabileceğini belirtti. Van Dokkum, evrenin kütlesinin büyük bölümünü oluşturan görünmez karanlık maddenin, teorik Big Bang patlamasından hemen sonra evrende düzensiz ve eşitsiz bir biçimde yayılmış olabileceği görüşünü dile getirdi.

SANİYEDE 500 KİLOMETRE HIZLA DÖNÜYOR

Teoriye göre, görünmez karanlık madde birikintisi içinde hapsolan hidrojen gazı, görünmez maddenin çekim girdabı içinde hızla dönerek büyük bir ivmeyle yıldızları oluşturmaya başladı. Astronomlar, bu galaksilerin kütlesi temelinde, yıldızların kendi galaktik diskleri etrafında saatte 890 bin ile 1 milyon mil (saniyede 400 ila 500 kilometre) hızla döndüklerini tahmin ediyor. Bugünün galaksilerinin yıldızları ise fiziksel yapı daha genişlediği için bu hızın yarısı kadar hızla dönüyor

30
Apr
08

Bilimde müthiş gelişme

(SonSayfa)İnsanlar artık hatasız olabilecek

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin, Ulusal Bilimler Akademisi raporuna dayanarak verdiği habere göre, beyin aktivitemizdeki modeller yoluyla hata yapmamızdan 30 saniye önce yapılacak hatalar tahmin edilebilecek.

Araştırmayı yürüten ekibin, pilotlar ve kritik durumlarda çalışanlar için bir erken uyarı beyin monitörü geliştirmeyi amaçladığı kaydedildi.

MONOTON İŞLER İÇİN YARARLI OLACAK

BBC, bilim adamlarının, pasaport ve göç kontrolü gibi odaklanmanın güç olduğu monoton işlerde çalışanlar için geliştirilecek aletin yararlı olacağını vurguladıklarını belirtti.

Bergen Ünivesite’sinden Dr. Eichele ‘Kolay kararları veren geliştirilecek bir alet, insanların kafalarının üzerine yerleştirilebilir’ derken, ‘Sinyali ölçerek beynin doğru karar alamayacak bir durumda olduğunun geri bildiriminin kullanıcıya sunulmasını sağlayabiliriz’ şeklinde konuştu.

29
Apr
08

Evrenin sırları burda çözülecek!

(SonSayfa)Maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü’nün (CERN) İsviçre’deki merkezine girdik. Büyük deneyin ön çalışmalarına tanık olduk

Bilim tarihinin en büyük deneyini bu temmuz ayında gerçekleştirecek olan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN), İsviçre’nin Fransa sınırı yakınlarında bulunan, yeraltındaki gizemli tesisinin kapılarını Milliyet’e açtı. Bünyesinde üst düzey 2 bin 500 bilim adamının görev yaptığı, temmuzdan itibaren de maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan örgütün baş fizikçisi ve Bilim Direktörü Hollandalı Jos Engelen.

Direktör Engelen, “Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından eminiz” diye konuştu. Engelen, “Türkiye’nin CERN’e üye olmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını” da belirtti. Okumaya devam edin ‘Evrenin sırları burda çözülecek!’

29
Apr
08

Türk malı buzul ayısı

(İnternetHaber) TÜBİTAK bilim dünyasında devrim niteliği taşıyan bir çalışmaya imza attı

Kutupta yaşayan bir balıktan alınan genlerin nakli yoluyla elde edilen fareye “Türk malı buzul ayısı” adı verildi. Yeni fare, artı 4 derecede yaşayabiliyor.

TÜRKİYE Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)bünyesinde yer alan Marmara Araştırma Merkezi Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü, dünyanın ilk donmaya dirençli fare türünü üretti. Doç. Dr. Haydar Bağış başkanlığındaki ekibin 7 yıllık çalışması sonucunda elde edilen ve ismine “Türk malı buzul ayısı” denilen yeni fare türü, bilim dünyasında büyük bir devrim olarak kabul ediliyor. Okumaya devam edin ‘Türk malı buzul ayısı’




BAŞBUĞ TV

bozkurt_atsiz

BAŞBUĞ TV'yi izlemek için TIKLAYIN.

BAŞBUĞ TV Facebook sayfasına buradan erişebilirsiniz.

SONTEKNOLOJİ – FACEBOOK

ROBOT-1 facebook

KATEGORİLER

MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

Facebook'ta reklam verin, Türkiye genelinde 12 milyon kullanıcıya erişin !

RSS NTV – MOBİL YAŞAM

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

RSS NTV – YAZILIM OYUN

  • An error has occurred; the feed is probably down. Try again later.

BURADA

web tracker