İnsanlarda;
Hayvanlarda olduğu gibi, insanda da vücuda biçim veren, iç organları koruyan, vücudun dik durmasını ve aktif hareket etmesini sağlayan sistem vardır. Bu sisteme destek ve hareket sistemi denir. İskelet ve kaslardan oluştuğu için iskelet ve kas sistemi de denir. Canlıların hareketini sinir sistemi ve endokrin sistem düzenler ve denetler.
Hareketler kas, kemik, ve eklemin birlikte çalışmasıyla gerçekleşir. İnsanda, destek ve hareket sistemi elemanı olan kemik doku, iskelet adını alır.
A.İNSANDA İSKELET
İnsanda iskelet sistemi, vücudun çatısını oluşturur. İskelet sistemi hareketi sağlamanın dışında iç or¬ganları koruma, kas ve iç organlara bağlanma yüzeyi oluşturma görevi de yapar. İskeleti oluşturan kemikler kalsiyum deposu olarak iş görür. Aynı zamanda kemiklerde kan hücreleri de meydana gelir.
İskelet, anne karnında sekizinci haftaya kadar kıkırdaktır, daha sonra kemikleşme başlar. Doğum¬dan sonra kemik gelişimim kalıtsal, bünyesel ve çevresel faktörler etkiler.
Kemik Yapısı ve Çeşitleri
İnsan iskeletin! oluşturan kemikler, şekillerine göre dört grupta incelenir;
1.Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda bulunur. İki ucu şişkin silindirik kemiklerdir. Kemiğin boyuna uzamasını baş kısmı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak doku sağlar. Bir süre sonra kemikleşir. Bundan sonra kemiğin uzaması eklem kıkırdağı tarafından devam ettirilir. En dışta enine büyümeyi ve onarılmayı sağlayan kemik zarı (periost) vardır. Baş kısmında dışta ince tabaka halinde sıkı kemik dokusu ortada süngerimsi kemik doku bulunur. Gövde kısmı tamamen sıkı kemik dokudan yapılmıştır. Ortadaki boşluğu sarı kemik iliği doldurur. Süngerimsi kemik dokuda ise kırmızı kemik iliği bulunur. Okumaya devam edin ‘Destek ve hareket sistemi’

Bilim insanlarının geleceğin enerji kaynağı olarak gördükleri lazer füzyonunun laboratuvar denemelerinde, lazer ışının üzerine düştüğü materyalin sıcaklığını 10 milyon santigrat dereceye ulaştırdı. Bu, Güneş’in sıcaklığının yaklaşık 10 katına eşdeğer.
Kromozomlar, çok düzenli olarak, kendi üstüne sarmallanmış devasa DNA molekülleridir. Bu moleküllerin dizilmesindeki en ufak bir hata, hücrelerin bölünmesini engelleyebiliyor. 46 kromozoma dağılmış olan DNA’nın iki omurgasını oluşturan 3 milyar 200 milyon baz var. Her gen ,yaşamın olmazsa olmaz işlevlerini yerine getirmek üzere, hücrelere gerekli komutları veren 10-20 bin bazdan oluşuyor. DNA şeridinin büyük kısmı çöp DNA olarak değerlendiriliyor. Bu iş görmeyen bu kısım,genleri bir bobin gibi sarmallayarak, onların DNA kopyalaması sırasında kırılmaları önlemektedirler.İnsanlığın geleceğinin yazılı bulunduğu kromozomlar bizlerin kimlik kartlarını olusturur.Her bir kromozonun üzerinde hangi gen setlerinin bulunduğu ve işlevleri üzerindeki çalışmalar yeni yeni bilgiler vermekte.İnsanın hangi hastalıklara yakalanabileceği,ne kadar uzun yaşayacağı,zeka kapasi,korkaklık,saldırganlık gibi tüm özelliklerin belirlendiği emir kipleridir kromozomlar.Aşağıda bu kromozomlarda meydana gelebilecek bozuklukların yol açabileceği bazı hastalıklar ve kromozomun etkileri belirtiliyor.
Almanya’nın Martin Luther Üniversitesi’nden Peter Neumann ve meslektaşları 57 gün boyunca Güney Afrika’da yaşayan bal arılarını incelediler. Gördükleri karşısında oldukça şaşırdılar. Arılar kovanlarına tecavüz edip, ballarını çalan kovan asalağı bir tür böceği (Aethina tumida) yakalayıp hapsediyorlardı. Uyguladıkları hapsetme politikası sayesinde asalakların kovana zarar vermesini başarılı bir şekilde önlemiş oluyorlar. Tecavüzle birlikte tam bir takım çalışması sergileyen bal arıları, asalak böceklerin önce etrafını kuşatıyor, onları kovanın bir köşesine sıkıştırdıktan sonra, etraflarını hemen donan ağaç sütüyle çeviriyorlar. Bir süre sonra hapsedilen böcekler açlıktan ölüyorlar. 







Evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin, balarılarıın mucizevi davranışları karşısında kendi teorisini böyle sorgulamak zorunda kalmıştır. Bunun nedeni, arıların petek yapımındaki mükemmellik incelendiğinde hemen anlaşılacaktır. Arılar peteğin yapımına en üstten başlarlar ve petek aynı anda 2-3 yerden, üstelik de farklı arılar tarafından aşağıya doğru örülür. Bu iş o kadar uyumlu ve düzenli bir şekilde gerçekleşir ki, peteğin, farklı iki üç parçanın birleşimi sonucunda bir bütün haline geldiğini fark etmek mümkün değildir. Petek üzerinde hiçbir ek yerine rastlanmaz. Bu da arıların işe rastgele koyulmadıklarını, başlangıç ve birleşme noktaları arasındaki uzaklıkları önceden hesapladıklarını ortaya koyar.
Bilim insanları, 30 bin yıl önce soyu tükenen “Neanderthal”lerin sesini, fosiller ve bilgisayar kullanarak ilk kez canlandırmayı başardı.
(
Örümceklerin, dişileriyle insan gözüyle görülmeyen bir tür ışık kullanarak iletişim kurdukları ortaya çıktı.
(















